Veda Hutbesi

Her kim kendine fayda veren sadece iki hadis öğrenir, onları başkasına da öğretir ve onlardan faydalanırsa, bu amel kendisi için altmış senelik (nafile) ibadetten hayırlı olur. (Kaynak: Râmûzü'l-Ehâdîs, 413/4)

Selamdan Evvel Söze Başlamamak

İbni Ömer (r.anh.) rivayet etmiş olduğu bir hadisi şerifte: "Resululllah (s.a.v.) Selamdan evvel söze başlamayın. Kim selamdan evvel söze başlarsa ona cevap vermeyin" buyuruyor. (Ramuz. 466. 6. ) Bir başka hadisi şerifte de Resulullah (s.a.v.) "Selam sualden evveldir. Selamdan evvel sual sorarlarsa cevap vermeyin" buyuruyor. (Ramuz. 215. 4. )

SELAMI ÖNCE VERME

Selama önce başlamak sünnettir. Kendisine selam verilen kişinin mutlaka verilen selamı işite-bilmesi için, önce selam verenin sesini yükseltmesi de sünnettir. Her türlü konuşmaya başlamadan önce selam ile başlamak da sünnettir. Selamı alırken selam veren kişiye işittirecek ve selamı aldığını bildirecek kadar sesi yükseltmek vaciptir. (İs. Fık. An 4. 380) Yüce Allah (c.c.) bize Bakara suresinin 148 inci ayetinde "(Ey mü'minler !) Siz hayır işlerinde yarışın. " buyuruyor.

Yüce dinimiz İslam'ın bize hayırlı işlerde acele etmeyi ve birbirimizle yarışmayı bildirdiği hayırlı işlerden birisi de selamdır. Bu sebeple önce davranan yani önce selam veren daha çok sevap kazanır. Çünkü o, Allahü Teala'nın adını daha önce zikretmiş ve karşısındakine de daha önce dua etmiş olur haliyle de hayırlı bir ameli başlatmasının sevabını daha önce kazanmıştır. Bir de selam veren hem sünnete uyduğu için sevap kazanır hem de selam verdiği insana da farz işlettiği için ayrıca sevap kazanır. Bunun sebebi de Enes (r.anh.) in rivayet etmiş olduğu bir hadisi şerifte Rasulullah (s.a.v.): "Hayıra delalet eden (yol gösterene, o hayıra sebep olana), onu yapan gibidir" buyuruyor. (Ramuz 207. 5)


Ebu Umame (r. anh. )'ın rivayet ettiği bir hadisi şerifte Resulullah (s.a.v.): "İnsanların Allah katında en makbul olanı önce selam verenlerdir " buyurdu. (R. Salihin 859. Tac 722. ) Abdullah İbni Mes'ud (r.anh.) rivayet etmiş olduğu başka bir hadisi şerifte Resulullah (s. a. v, ) "Selamı önce veren kibirden beridir" buyurur. (Ramuz. 194. 2. )

RASULULLAH (sav)' DEN MÜ'MİNLERE SELAM

Yüce Allah (c.c.) En'am suresinin 54. ayetinde peygamberinin mü'minlere nasıl selam vereceğini bildiriyor: "Ayetlerimize inananlar sana geldiğinde onlara de ki: Selam size! Rabbiniz merhamet etmeyi kendisine yazdı. Gerçek şu ki: Sizden kim bilmeyerek bir kötülük yapar, sonra ardından tövbe edip de kendisini ıslah ederse, bilsin ki Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir". Bizler de yolda giderken tanıdığımız ve tanımadığımız tüm müslümanlara selam verelim. Fıkıh kitaplarımızda şöyle bir soru vardır: Nerede sünneti işleyen, farz işleyenden daha çok sevap alır? İşte bu durumda selamdadır. Selam vermek sünnet, almak ise farzdır. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz " Ebu Umame (r.anh.) rivayet ettiği hadisi şerifte; "İnsanların Allah nezdinde en makbul olanı önce selam verenleridir" buyuruyor. (R. Salihin. 859. ) Onun için hem selamın sevabını hem de efdaliyetini kazanmak, hem de karşımızdaki insanın gönlünü almak için selama önce davranalım. Daha fazla sevap kazanmak için selamın verilmesini beklemeden biz selam verelim. İnşaallah.

MÜMİNLERDEN RESULULLAH (s.a.v) SELAM

Yüce Allah (c.c.) Ahzab suresinin 56. ıncı ayetinde " Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salavat getirirler. Ey mü'minler! Siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin. " (Allah'ın salevatı, rahmet etmek ve kulunun şanını yüceltmektir. Meleklerin salevatı, Peygamber'in şanını yüceltmek, mü'minlere bağış dilemek anlamınadır. Mü'minlerin salatı ise, dua an-lamına gelmektedir.
Allah (c.c.) bütün mü'minlere, peygamberlerine salat ve selam getirmelerini emretmekte ve ona saygı göstermelerini istemektedir. "Allahümme salli ala Muhammedin" demek salat, "Esselamu aleyke eyyühe'n-Nebiyyü " demek selamdır.
Hepinizin malumudur ki, Peygamber (s.a.v.)'den rivayet edilen çok sayıda salevat-ı şerife vardır. Bunları okumak, mümkün olduğu kadar çok salat ve selam getirmek Peygamber (s.a.v.) sevgisini celbeder, şefaatine sebep olur. Zaten getirdiğimiz Salatı selamlar Efendimiz (s.a.v.) bildirilir.

Hz. Ammar (r.anh.) rivayet etmiş olduğu bir hadisi şerifte, Resulullah (s.a.v.) : "Ya Ammar Allah (z. c. hz. )'nin bir meleği vardır ki, ona bütün mahlukatın söylediğini dinlemek kabiliyetini vermiştir. Ben ölünce kıyamete kadar o kabrimde durur. ve ümmetimden bir kimse bana ne zaman salat getirse onu ismi ve baba ismi ile bana bildirir de, der ki :

" Ya Muhammmed (s.a.v.) falan sana şöyle şöyle salat eyledi. "Bunun üzerine Rab, bu adama her bir salatına karşılık on salat eder" buyurur. (Ramuz 499. 4. )
İbni Mes'ud (r.anh.) rivayet etmiş olduğu bir hadisi şerifte, Resulullah (s.a.v.) :
"Kıyamet gününde insanlar içerisinde bana en yakın olanı, bana en fazla salevat getirendir" buyuruyor. (C. Sağır. 1. 1275. )

AİLEYE SELAM VERME

Allah'ın rahmet ve bereketini her türlü iyilik ve esenliğini birbirimizin üzerine olmasını dilemek ve bunu Allah'ın bildirdiği sözlerle diğer insanlara da bildirmek olan selamı birlikte yaşadığımız ve her zaman karşılaştığımız bütün müslümanlara esirgemediğimiz gibi yüce Allah'ın bu nimetini kendi ev halkımızdan da esirgememeliyiz. Çünkü onlarda en az diğer müslüman kardeşlerimiz kadar buna layıktırlar. Ve bakın bu hususta Resulullah (s.a.v.) ne buyuruyor. Enes (r.anh.) şöyle demiştir. Peygamber (s.a.v.) bana:
"Oğlum, ailenin yanına girdiğinde selam ver ki, sana ve ev halkına bereket olsun buyurdu. " (R. Salihin 865. Tac. 5. 727. )

ÇOCUKLARA SELAM VERME

Enes (r.anh.) den : (Kendisi) çocuklara rastladığında onlara selam verir ve "Resulullah (s.a.v.)böyle yapardı" derdi. (Buhari. R. Salihin 866. ) Diğer bir rivayette; Enes (r.anh.) şöyle demiştir. "Ben çocukken ve çocuklar arasında oynarken, peygamber (s.a.v.) bize geldi ve selam verdikten sonra, elimden, yahut kulağımdan tuttu: Bir vazife ile beni bir yere gönderdi. Kendisi de, ben dönünceye kadar duvarın gölgesinde, yahut duvarın yanında oturdu. " (Tac 729. ) Küçük çocuklara edebi öğretmek için selam vermekte bir mahsur yoktur ve onların bu selamı almaları da üzerlerine vacip değildir. Şayet küçük bir çocuk ergenlik yaşına gelmiş birine selam verecek olursa onun bu selamı alması ise vaciptir. (is. fık. ans. 4. 380)

YABANCI KADINLARA SELAM VERMEK

Yezid kızı Esma (r. anha. ) "Bir çok kadınlarla oturuyorduk. Nebiyy-i Zişan geçerken bize se-lam verdi. " Diğer bir rivayette; "Peygamber (s.a.v.) bir gün mescitte bize rast¬ladı. Kadınlardan bir cemaat da oturuyordu. Elini sallayıp, selam verdi. Abdü-l Hamid de eli ile işa¬ret etti. " (Tac. 5. 730. R. Salihin 869. )

Sehl b. Sa'd (r.anh.) den rivayetle: "Aramızda bir kadın diğer bir rivayete göre, koca karı vardı. Pazı kökünü alıp tencereye kor ve biraz arpa öğütürdü. Biz Cuma'yı kılıp da döndüğümüzde onu selamlardık, o da yemeği önümüze kordu. " (R. Salihin 867. )

Kendisinin zevcesi ve mahremi olmayan bir kadına selam vermek mekruhtur. Kurtubi: Genç yabancı kadınlara selam verilmez. Çünkü onlarla konuşmakta, fitne korkusu vardır. Bu, ya şeytanın vesvesesi ile olur, yahut da hain gözün bakışı ile olur, der. Yaşlı yabancı kadınlara selam vermek, güzeldir. (R. Beyan 2. 267.)

BİR YERDEN AYRILIRKEN SELAM VERMEK

Bir topluluktan veya her hangi bir buluşma yerinden ayrılırken de orada kalanlara selam vermek sünnettir. Ebu Hureyre (r.anh.) rivayet etmiş olduğu bir hadisi şerifte Resulullah (s.a.v.) : "Sizden biri bir meclise gelince selam versin. Oturma gözüküyorsa otursun. Kalkıp gitmek isterse yine selam versin. Zira birinci selam ikinci selamdan evla değildir. (Yani ikinci selamlama da ihtiyaç vardır. )" (Ramuz. 23. 8. Tac 5. 744. )

Ruzeyn şu ilave ile rivayet etti :
"Kim meclisten kalkınca selam verip ayrılırsa, ayrıldıktan sonra kazandıkları hayır ve sevaba yine ortaktır. "(Tergib ve Terhib. 5. 295. )

Muaviye b. Kurre, Rasulullah (s.a.v.)'in şu sözünü bildiriyor: "Oturan bir topluluğa uğradığın zaman onlara selam ver. Şayet hayırlı bir şey üzerindeyseler sen de bu hayırda onlara ortak olursun. Hayırlı bir şey üzerinde değillerse bile sen verdiğin selama karşı sevabını alırsın. " (C. Fevaid. 7. 7717. )