Yeryüzünde ilk defa yaratılan
insan ve ilk peygamber olan Hz. Adem (a. s. ) aynı zamanda ilk selam veren
insandır. Kendisinden başka insan olmadığı için selamını meleklere vermiş ve
meleklerde onun bu selamına karşılık vermişlerdir. Bu konu da Ebu Hureyre
(r.anh.) rivayet etmiş olduğu bir hadisi şerifte Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır.
Allah (c.c.) Adem'i kendi
sureti üzere yarattı. Boyu (60 ) arşındır. Sonra şöyle buyurdu. " Git şu
oturan melekler topluluğuna selam ver. Onların verecekleri karşılığı dinle.
İşte o senin ve neslinin selamlaşması olacaktır. " Hz. Adem gitti, "Es-
Selamü aleyküm " dedi. Melekler, "Es-Selamü aleyke ve
rahmetullahi" diye karşılık verdiler. Onun verdiği selama " ve
rahmetullahi " ilave ettiler Cennete giren herkes Adem'in altmış arşın-
lık uzunluğunda olacaklardır. İnsanlar ondan sonra şu ana kadar küçülmektedirler". (Buhari, İstizan. 1. Müslim.
cennet. 28. R. Sa- lihin 849, Cem'ul- Fevaid. 7. 7692. C. Sagir 2. 2061)
Arşın: Bir uzunluk ölçüsü
birimidir. (68) Cm. uzunluğa bir arşın denir.
Bir kol boyu uzunluğuna bir arşın denir.
Büyük bir adım genişliğine de
bir arşın denir. (Sözlük. 1. 112 )
SELAM ALIP
VERME ADABI
Allah (c.c.) ın selamı,
yardımı, bereketi, ihsanı ve esenliği üzerinize olsun anlamına gelen selamı
islam şu şekilde tanzim eder: Selamın şekli : "
Esselâmu aleyküm " sözüdür. Önce selam veren bu cümleyi söyler.
" Selamun aleyküm "
şeklinde söylemek de caizdir. Selamı almanın şekli ise ; "Ve aleykümüsse-
lam " dır. Bu "ve" harfi olmadan "Aleykümüsse- lam"
olarak da söylenilebilir. Verilen selamı, " Ve aleykümüsselam ve
rahmetüllahi ve berekatüh " şeklinde almak en güzel olanıdır.
Selam verenin de "
Esselâmü aleyküm ve rah- metullahî ve berekâtüh" şeklinde selam vermesi
daha faziletlidir. Böyle verilen bir selama "Ve aleykümüsselâm ve
Rahmetullahî ve berekâtüh " şeklinde karşılık verilir (Diy. İs. İlm. 487 )
veya "Ve aleyküm" yani bana olduğu gibi sana da olsun şeklinde bir
ilave yapmak kafidir. (Fizilal-İl-Kur'an 3. 368. )
Böylelikle bütün ziyadelik
yapılmış olur. Çünkü Yüce Allah (c.c.) Nisa suresinin 86. ayetinde "Bir
selam ile selamlandığınız zaman siz de ondan daha güzeli ile selamlayın; yahut
aynı ile karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını arayandır. "
buyuruyor.
Yüce Allah (c.c.) yapmış
olduğumuz her şeyi hesap eder, ona göre bize ceza veya mükâfat verir. Onun
içindir ki, emredilmiş olduğumuz şekilde aramızdaki selamlaşmaya dikkat
etmeliyiz.
Sünnete uygun olarak
selamlaşmanın şekli yukarıda belirtildiği gibidir. "Selam aleyküm"
veya "selamü aleyküm" gibi selam verme durumlarının hoş
karşılanmaması sünnete uygun olmadığından dolayıdır.
Selam ya "esselamü
aleyküm" yahut da "sela- mün aleyküm" diyerek tenvinle verilir.
Yani sonundaki "nun" kelimesi ağızdan çıkacak. Çıkmazsa cahillerin
yaptığı olur ki, selam değildir. (İbni Abidin:2. 524)
Selam verirken, selam verilen
kişiye hiç bir şekilde eziyet vermemek ve onu rahatsız etmemek niyetiyle selam
verilir.
Böylece selamlaşma, selam
veren ve alanın birbirlerine iyi duygularını ifade ederek karşılıklı
birbirlerine güven duymalarına vesile olur. Selama aynı iyi niyetle de
karşılık verilmelidir.
Sünnet olan selamın açıkça
verilmesidir. Selam veren kişi karşısında selam verdiği insanın selamını
almayacağı kanaati varsa bile selamı verecek ve terk etmeyecek. Yani nasıl olsa
bu benim selamımı almaz veya almayacak deyip de selam vermemezlik etmeyecektir.
Çünkü Rasülul- lah (s.a.v.) in "Selamı yayınız" hadisinin umumi
ifadesi bunu gerektirmektedir.
Selam, müslüman cemaatin fertleri arasında sevgi ve
yakınlık bağlarını kuvvetlendirmek için girişilen daimi bir çırpınma ve şifalı
manevi bir ilaçdır.
ÇOK
SELAM VERİLMESİ
Şunu bilmek gerekir ki selam,
müslümanların sünneti, cennetliklerin selamı, sevgiyi celb eden, kini ve öfkeyi
gideren bir ifadedir.
Enes (r.anh.) den, Resulullah
(s.a.v.) "Selam Allah'ın isimlerinden bir isimdir. Ağza konulmuştur.
Aranızda selamı ifşa ediniz (yayınız)" buyuruyor. (Ramuz. 100. 8 R.
Salihin 852. )
Ebu Hureyre (r.anh.) rivayet
ettiği hadisi şerifte, Resulullah (s.a.v.) :"Sizden biriniz din
kardeşine rastlarsa ona selam versin. Eğer aralarına taş, duvar veya ağaç gibi
bir engel girip tekrar karşılaşırsa yine selam versin" buyuruyor. (Ramuz
62. 6. R. Salih. 864)
Enes İbn Malik (r.anh.)
anlattı: "Resulullah (s.a.v.) ile olduğumuz zamanlarda aramıza bir ağaç
dahi girip bizi ayırsa birleşince selamlaşırdık. "(Tergip ve Terhip. 5.
295)
Abdullah b. Amr ibni'l As
(r.anh.) dan: "Bir adam Resulü Ekrem (s.a.v.)'den "İslamın hangi
ameli daha hayırlıdır?" diye sordu.
Resulü Ekrem (s.a.v.) Efendimiz:,
Yemek yedirmekliğin,
tanıdığın ve tanımadığın kimselere selam vermekliğindir" buyurdu. (R.
Salihin. 848 )
Tufeyl b. Ubey b. Ka'b'dan:
"Abdullah b. Ömer'e gelir, onunla birlikte çarşıya çıkardım. Biz çarşıya
çıkınca Abdullah, hurda satan olsun, miskin olsun, herkesin yanından geçerken
selam verirdi.
Günün birinde Abdullah'ın
yanına gelmiştim. Beraber çarşıya gitmemizi istedi, ben de kendisine çarşıda
ne yapacaksın? Alışveriş işlerine vakıf değilsin, eşyanın fiyatını sormaz ve
pazarlığa gi- rişmezsin, pazar yerlerinde oturmazsın, burada otur konuşalım
dedim. Abdullah: "Ey Eba Batn! (Karnı büyük, şişman olduğundan böyle hitap
etmiştir. ) Biz selam vermek için çıkıyoruz, rast geldiklerimize selam
vereceğiz" cevabını verdi. " (R, Salihin. 853)
SAHABENİN
SELAMLAŞMA ŞEKLİ
Enes bin Malik (r.anh.) şöyle dedi ;
"Resulullah ( s. a. v.
)'in ashabı toplu bulunurlardı da, onların yürürken karşılarına bir ağaç
çıkardı. Bunlardan bir kısmı ağacın
sağından ve diğer kısmı da ağacın solundan giderdi de, karşılaştıklarında
birbirlerine selam verirlerdi" (Buhari Ede- bu'l- Müfret. 1011. )
Ata bin Ebi Keban (Rahmetullahi Aleyh ) şöyle dedi :"Sahabeler, elle selam
vermeyi hoş görmezdi. " (Edebu'l- Müfred 1004)
Sabit bin Ubeyd (
Rahmetullahi Aleyh ) şöyle dedi:
"Abdullah ibni Ömer
(r.anh.) nın bulunduğu bir meclise gittim, O şöyle dedi:
Selam verdiğinde duyur !
Çünkü o Allah katından bir sağlık dileğidir, mübarek ve hoştur " (Buhari.
Edeb'ul Müfret. 1005)
MÜSLÜMANIN MÜSLÜMAN
ÜZERİNDEKİ HAKKI
Buhari'nin rivayet etmiş
olduğu bir Hadisi şerifte Resulullah (s.a.v.): "Müslümanın müslüman
üzerindeki hakkı altıdır:
1-
Karşılaştığı
zaman selam verir,
2-
Kendisini
davet ettiği zaman davetine icabet eder,
3-
Senden
nasihat isterse nasihat ta bulun.
4-
Aksırdığı
zaman Elhamdülillah derse ona "Yerhamükellah" de,
5-
Hastalanırsa
onu ziyaretin de bulunur,
6-
Öldüğü
zaman da cenazesinde bulunur, buyurur. (R. Salihin. 850. R. Beyan 5. 505.)
SELAM ALIP VERMENİN SEVAP DERECESİ
İmran bin el Husayn (r. anh )
den rivayetle; "Bir adam Peygamber Efendimiz (s, a, v. ) gelip:
"Esse- lamü aleyküm" dedi, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de aynı
şekilde mukabelede bulundu ve selam veren oturdu. Bunun üzerine Efendimiz
(s.a.v.) "on sevap kazandı" buyurdu. Sonra bir başkası gelip
"Esselamü aleyküm ve rahmetullah" dedi Peygamber Efendimiz (s.a.v.)
"yirmi sevap kazandı" buyurdu. Sonra bir adam daha gelerek
"Esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatüh" dedi. Efendimiz (s,
a. v. ) de aynı şekilde cevap verince, selam veren oturdu. Efendimiz (s.a.v.)
"otuz sevap kazandı" buyurdu. "(R. Salihin. 854. )
Sehl b. Muaz b. Enes, babasından, bu hadisin benzerini şu
eklemeyle nakleder. Sonra başka biri daha geldi ve "es-selamü aleyküm ve
rahmetullahi ve berekatühü ve mağfiratühü" diye selam verdi. Bunun
üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.): "Kırk sevap aldı" buyurdu ve ekledi:
"İşte bütün faziletlerin sevabı böyle artar buyurdu. "
(Cem'ul-Fevaid. 7. 7696. Tergib ve Terhib. 5. 296. )
SÜNNETE
GÖRE SELAMLAŞMA ŞEKLİ
Cabir (r.anh.) rivayet edilen
bir hadisi şerifte Resulullah (s.a.v.) Küçük büyüğe, bir ikiye, az çoğa,
binitli yayaya, geçen oturana, ayakta olan oturana selam verir buyurur. (Ramuz.
510. 10. R. Beyan 2. 266. )
Yukarıdan aşağı gelenin,
aşağıdan yukarı gidene, arkadan gidenin önden gidene, gençlerin yaşlılara,
ister az olsun, ister çok bir yerden gelen oturana, babanın çocuklarına ve
eşine selam vermesi de Resulullah (s.a.v.) sünnetlerindendir.
Bir odaya giren odada
bulunanlara selam verir, mektupta da mektubu yazan selam verir.
İki kişi karşılaşınca ikisi
aynı anda selam verirlerse (bazen oluyor) her ikisinin de birbirlerinin
selamlarını almaları gerekir çünkü farz olur.
Camiye erken giden kimse, içerde kimse yoksa içeri girince
aynı boş bir eve girince verdiği gibi burada da "esselâmü aleyna ve alâ
ibadillâhissali- hin" diyerek önce selam verir, sonra Efendimiz (s.a.v.)
üç defa Salavatı şerife getirir. "Ya Rabbi rahmet kapılarını bana da
aç" diye dua eder. İtika- fa niyet ederse ayrıca onun ecri vardır. (İmam
Nevevi kısa bir an için bile İ'tikafa niyet sahihtir demiştir. ) Kerahet vakti
değilse iki rekat Tahiyyet- ül mescit namazı kılar, cami kalabalıksa veya ke-
rahat vakti ise dört defa ayakta (Subhanallahi velhamdülillahi vela ilahe
illallahü vallahu ekber ) denir.