Veda Hutbesi

Her kim kendine fayda veren sadece iki hadis öğrenir, onları başkasına da öğretir ve onlardan faydalanırsa, bu amel kendisi için altmış senelik (nafile) ibadetten hayırlı olur. (Kaynak: Râmûzü'l-Ehâdîs, 413/4)

Evden veya Başka Bir Yerden Çıkarken Ne Yapmalı?

Katade (r.anh.) rivayet etmiş olduğu bir hadisi şerifte, Resulullah (s.a.v.) Efendimiz: "Bir eve girdi­ğinizde ev halkına selam veriniz. Çıktığınızda da onları selamla Allah'a ısmarlayınız" buyuruyor. (C. Sagir. 1.339. )

İbni Mace'nin rivayet etmiş olduğu bir hadisi şerifte: Resulullah (s.a.v.):

"Vedalaşırken, birbirinizden ayrılırken, seni, emanetleri zayi etmeyen Allah'a emanet ediyo­rum deyin" buyuruyor.

 

Yusuf suresinin 64. Ayetinde yüce Allah "Allah en hayırlı koruyucudur. O, acıyanların en merha­metlisidir. " buyuruyor. Demek ki, evden ayrılırken de birbirimizden ayrılırken de "Esselamü aleyküm" deyip selam verdikten sonra Allah'a ısmarladık diyerek ayrılı- nacak.

 

KAPI ÇALMA VE İZİN İSTEME DURUMU NASIL OLMALIDIR?

 

Bir evin kapısını çalıp izin isterken yapılması uygun olan, izin istendikten sonra kapının yan tarafına çekilmektir. Cabir (r.anh.) rivayet etmiş olduğu bir hadisi şerifte Resullah ( s. a. v. ): "Evlere girerken kapının karşısından gelmeyin, lakin onla­ra yandan gelin ve izin isteyin size izin verilirse içeri girin, yoksa dönün" buyuruyor. ( Ramuz. 464.4. )

 

Çünkü dış kapı doğrudan doğruya evin içine açılabilir. Evin içinde, başkasının görmesi uygun olmayan bir durum olabilir. Bu kuralların amacını da bize Efendimiz (s.a.v.) bildiriyor. Sehl b. sa'd (r.anh.) rivayet etmiş olduğu bir hadisi şerifte Resulullah (s.a.v.): "İzin almak ancak göz için (yani evin ayıplarının görülmemesi için)dir. " buyurmuştur. (R. Salihin 875. ) Ev sahi­binin arzu etmediği bir gizliliğinin görünmemesi ve ortaya çıkmaması için en uygun olan zil çalınıp, kapının yan tarafına çekilmektir.

 

Bunun dışında hepimizin malumudur ki izinsiz girilebilecek evler de vardır. İnsan kendi evine izinsiz girebileceği gibi, meskun olmayan evlere de girilebilir Nitekim Yüce Allah (c.c.) Nur suresinin 29 ayetinde "İçinde kendinize ait eşyanın bulun­duğu oturulmayan evlere girmenizde her hangi bir sakınca yoktur. Allah sizin açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir. " buyurur.


Bir de bir yere girmek için izin isteyene "içer­den kim o? denildiğinde, kapıyı çalanın veya zile basanın bilindiği veya tanındığı isim ve şöhretiyle "Ben filanım" demesi sünnet, "Aç Aç" veya "benim" gibi kelimelerde cevap vermesi ise mekruhtur.


Enes (r.anh.) den Resul-i Ekrem (s.a.v.) Efendi­miz "Cebrail beni birinci kat göğe çıkarıp oraya girmek için izin istendiğinde, "Kim o?" denildi. "Cebrail" diye cevap verdi. Yanında ki kim denil­diğinde "Muhammed" cevabını verdi. İkinci, üçüncü, dördüncü ve diğer gök katlarında da bu suretle muhabere geçti" buyurdu. (Buhari 1037. R. Salihin. 878)


Cabir (r.anh.) den: "Bir gün Efendimiz (s.a.v.)'e babamın bir borcu hususunda görüşmek üzere peygamber (s.a.v.) efendimizin evine geldim kapı­sını çaldım. Efendimiz (s.a.v.) "Kim o?" deyince: "Benim" dedim. Peygamber efendimiz de "Benim, Benim" diyerek cevabımı beğenmediğini ifade etti. " (R. Salihin. 881)


İÇİNDE KİMSENİN OLMADIĞI BOŞ BİR EVE GİRİNCE NASIL SELAM VERİLMELİDİR?

Abdullah İbni Ömer (r.anh.) şöyle dedi: Bir kimse meskün olmayan (şenliği bulunmayan, içi boş) bir eve girdiği zaman: "Es-Selamü aleyna ve ala ibadillahi's-salihin" yani selam bize ve Allah'ın salih kullarına olsun demelidir. Çünkü melekler selamına karşılık verirler. ( Ruh. Bey. tef. Erkam yay. 4. 165. )

EVLERE SELAMSIZ NE ZAMAN GİRİLİR?

 

Evine girerken selam vermek sünnettir. Ancak; bir evde yangının olduğu veya hırsızın geldiği ortaya çıkar veya haksız bir yere öldürme olayı olur, ya da kötülük ortaya çıkarsa hemen gideril­mesi gerekir. Bu durumda izin istemek ve selam vermek va­cip olmaz. Bütün bunlar delil ile istisna edilmiştir. O da fakihlerin dediği "Zaruretler haramları mü- bah kılar" sözüdür. (R. Beyan 5. 505. )

 

SELAM GÖNDERMEK VE ULAŞTIRMAK


Hz. Aişe (r. anha) şöyle demiştir: "Resulullah (s.a.v.) bana; Ey Aişe, işte Cebrail sana selam söylüyor" dedi. Ben:

O'na da selam, Allah'ın rahmeti ve bereketleri olsun! Ey Allah'ın Resülü, sen bizim görmedikle­rimizi görüyorsun! dedim. " (Tac Tercemesi 5, 731. )

 

Diğer bir rivayette ; Galip (r.anh.) şöyle dedi: "Hasan (r.anh.) kapısında oturmakta idik. Bir adam çıka geldi ve dedi ki : Babam, dedemden naklen anlattı ve şöyle de­di: Babam, beni Peygamber (s.a.v.)'e gönderdi ve: "Git, benden kendisine selam söyle!" dedi. Gittim ve: "Babam, sana selam söyledi" dedim. Peygam­ber (s.a.v.): "sana ve babana selam!" diye mukabe­le etti. "(Taç. Tercemesi 5. 732. )

 

Bir kimseden selam getirip tebliğ edene, yani filanın sana selamı var diyene "Ve aleyke ve aley- hisselam" (Allah'ın rahmeti senin de onunda üzerine olsun) diye karşılık verilir. ( Diy. İs. İlmİha­li. 488. )

 

Bir mektupla yazılan selama ya mektupla veya sözle karşılık verilir. Kim birisine : "Falancaya be­nim selam'ımı söyle" dese, bunu tebliğ etmeyi kabul eden kişinin bu görevi yerine getirmesi gerekir. Yani selamı yerine iletecek. Çünkü üzeri­ne aldığı bu görev bir emanettir.

 

SELAMIN İNSANI CENNETE GÖTÜRECEĞİ

 

Abd İbni Humeyd (r.anh.) rivayet ettiği bir ha­disi şerifte: Resulullah (s.a.v.); "Ey insanlar! Selam verin, yemek yedirin, akra­ba yoklayın ve gece herkes uykuda iken namaz kılın. Cennete selamla girersiniz" buyurdu. ( Ra- muz. 495. 4. ) İbni Ömer (r.anh.) rivayet etmiş olduğu bir ha­disi şerifte Resulullah (s.a.v.):

 

"Bir kimse bir günde müslümanlardan yirmi adama selam verir (toptan veya teker teker) ve o gün ölürse, ona cennet vacip olur. Gecesinde ölürse de böyledir" buyurdu. (Ramuz. 424. 7. ) İbni Ömer (r.anh.) rivayet ettiği hadisi şerifte, Resululah (s.a.v.): "Cennette öyle köşkler vardır ki, içindeki dışındakini, dışındaki içindekini görür.

Bunlar, sözü hoş, selamı çok olana, yemeği çok yedirenlere, oruca devam edenlere ve gece na­mazı kılanlara verilir. " (Ramuz. 125. 9. )

ALLAH (c.c.) VE MELEKLERDEN CENNETTE MÜMİNLERE VERİLEN SELAM

 

Cennette Yüce Allah (c.c.)'ın mü'minlere sela­mın nasıl ulaşacağını İbrahim suresinin 23. aye­tinde bize şöyle açıklıyor: "İman edip iyi işler yapanlar, Rablerinin izniyle içinde ebedi kalacakları ve zemininden ırmaklar akan cennetlere konulacaklardır. Orada (birbirle- riyle) karşılaştıkça söyledikleri "Selam" dır. " Yasin suresinin 57 ve 58 inci ayetlerinde; "Orada onlar için her çeşit meyve vardır. Bütün arzuları yerine getirilir. Onlara merhametli Rabb'in söylediği selam vardır. "

 

Yunus suresinin 10. uncu ayetinde; Onların oradaki duası: "Allah'ım! seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz !" (sözleridir. ) Orada birbirleriyle karşılaştıkça söyledikleri ise "Selam" dır. Onların dualarının sonu da şudur. "Hamd, alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. "

 

Vakıa suresinin 25'inci ayetinde; "Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler, 26 ıncı ayetinde ise söylenen yalnızca "Selam"dır. Zümer suresinin 73 ayetinde ise; "Rablerine karşı gelmekten sakınanlar ise, bölük bölük cen­nete sevk edilir. Oraya varıp da kapıları açıldığın­da bekçileri onlara: Selam size! Tertemiz geldiniz. Artık ebedi kalmak üzere girin buraya, derler. " Meryem suresi 62. ayetinde: " Orada boş söz değil, hoş söz duyarlar. Yalnızca (Meleklerin) "Se­lam" (deyişini) işitirler. Ve orada, sabah akşam kendilerine ait rızıkları vardır.

 

Furkan 75 de ise: İşte onlara, Sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamı verilecek, orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır. Ora da yani cennette mü'minlerin duaları "Sübhanekeallahümme" dir. Yani "Allah'ım seni tesbih ve tenzih ederiz" derler ve orada kendi aralarındaki konuşmaları da, sağlık temennileri de "Selam" sözüdür. Selam sözünü bu dünyada çok söyleyenler Esmaül Hüsnası olan yüce Allah (c.c.)'nun (Darüs-Selam) diye adlandırdığı cenne­tine gireceklerdir. Dualarının sonunda da "El- hamdülillahi Rabbil alemin" söyleyeceklerdir.

 

Dünyada günde beş vakit namazlarında kırk defa "Elhamdülillahi Rabbil Alemin. . . " diyenler, Alemlerin Rabbine hamd olsun ki, bize vaat etti­ğinin de ötesinde azıcık ibadetimizin karşılığı olarak çok büyük nimetler vermiştir diye Allah (c.c.)ya hamd ve senalar edeceklerdir. İnsanların gönüllerinde bulunan sevgi, gözle görülmeyen bir şeydir, Gözle görülmeyen bu sevginin bir insandan bir insana geçmesi de gözle görülmeyen bir şeyle olmaktadır ki, yani bir vasıta ile olmalıdır ki bu da " Selam " sözüdür.

 

Haşr suresinin son ayetinde bildirildiği gibi se­lam, Allah (c.c.) Esmaül-Hüsna'sındandır. Mü'minleri islama sokan, onları dünyada selamet­te kılan ve ahirette de onları Darü's-Selam'ına ulaştıran yüce Allah (c.c.)'ın ismidir. Bir günde ne kadar selam verirseniz o kadar Allah'ı zikretmiş olursunuz Günde bin kişiye selam verirseniz haliy­le bin defa Allah'ı zikretmiş olursunuz, birde ayrıca bin kişiye selametler dileyip dua etmiş olursunuz.

 

İnsanlar arasındaki kini, nefreti yok edebilecek en iyi ilaç selam vermektir. En çok kızmış, oldu­ğunuz, küstüğünüz bir insana bir defa selam veri­niz. belki sizin selamınızı almayacaktır. Ama ikinci defa selam verdiğinizde bakın biraz gönlü yumu- şayacaktır. Üçüncü selamınızda size karşı gönül­süz de olsa sizin selamınızı alacaktır. Bundan kesinlikle emin olun ki dördüncü beşinci selamı­nızda ise sizinle kucaklaşacak hale gelecekir. İşte Yüce Allah ( c.c.) Nisa suresinin 86 ıncı ayetinde " Bir selamla selamlandığınız zaman, sizde ondan daha güzeli ile selamlayın ; yahut aynı ile karşılık verin" buyuruyor.

 

Bakın burada dikkatinizi çekmek istiyorum şöyle ki; Selam da bir kelimedir, sözdür, kelimeler top­rağa düşen bir tohum gibidirler, ama tohum gibi çürümezler. Bazen anında çıkarlar, bazen de uzun süre gönülde durur sonra meyve verirler.

 

Selam insanların gönlünü hoş eden çok güzel bir ilaçtır. Çünkü gönlü hoş olmayan her tarafı ağrıyan, sızlayan, sıkıntı içinde olan bir insanı siz dünyanın en konforlu bir vasıtasına bindirseniz dahi yinede ağrısını dindiremezsiniz. Artı içi kinle, nefretle düşmanlıkla dolu olan bir insanı dünya­nın en lüks oteline, köşküne götürüp yaşatsanız bile rahat edemez. Çünkü önce onun gönlü teda­vi edilmelidir. Selam olan yüce Allah (c.c.)ya iman onun gönlüne girmeli ki ve o zaman selamla o insan tedavi edilmelidir. Netice itibariyle selamımızdan daha güzel bir elçimiz yoktur.