Katade
(r.anh.) rivayet etmiş olduğu bir hadisi şerifte, Resulullah (s.a.v.)
Efendimiz: "Bir eve girdiğinizde ev halkına selam veriniz. Çıktığınızda
da onları selamla Allah'a ısmarlayınız" buyuruyor. (C. Sagir. 1.339. )
İbni
Mace'nin rivayet etmiş olduğu bir hadisi şerifte: Resulullah (s.a.v.):
"Vedalaşırken,
birbirinizden ayrılırken, seni, emanetleri zayi etmeyen Allah'a emanet ediyorum
deyin" buyuruyor.
Yusuf
suresinin 64. Ayetinde yüce Allah "Allah en hayırlı koruyucudur. O,
acıyanların en merhametlisidir. " buyuruyor. Demek ki, evden ayrılırken
de birbirimizden ayrılırken de "Esselamü aleyküm" deyip selam
verdikten sonra Allah'a ısmarladık diyerek ayrılı- nacak.
KAPI ÇALMA
VE İZİN İSTEME DURUMU NASIL OLMALIDIR?
Bir
evin kapısını çalıp izin isterken yapılması uygun olan, izin istendikten sonra
kapının yan tarafına çekilmektir. Cabir (r.anh.) rivayet etmiş olduğu bir
hadisi şerifte Resullah ( s. a. v. ): "Evlere girerken kapının karşısından
gelmeyin, lakin onlara yandan gelin ve izin isteyin size izin verilirse içeri
girin, yoksa dönün" buyuruyor. ( Ramuz. 464.4. )
Çünkü
dış kapı doğrudan doğruya evin içine açılabilir. Evin içinde, başkasının
görmesi uygun olmayan bir durum olabilir. Bu kuralların amacını da bize
Efendimiz (s.a.v.) bildiriyor. Sehl b. sa'd (r.anh.) rivayet etmiş olduğu bir
hadisi şerifte Resulullah (s.a.v.): "İzin almak ancak göz için (yani evin
ayıplarının görülmemesi için)dir. " buyurmuştur. (R. Salihin 875. ) Ev
sahibinin arzu etmediği bir gizliliğinin görünmemesi ve ortaya çıkmaması için
en uygun olan zil çalınıp, kapının yan tarafına çekilmektir.
Bunun
dışında hepimizin malumudur ki izinsiz girilebilecek evler de vardır. İnsan
kendi evine izinsiz girebileceği gibi, meskun olmayan evlere de girilebilir
Nitekim Yüce Allah (c.c.) Nur suresinin 29 ayetinde "İçinde kendinize ait
eşyanın bulunduğu oturulmayan evlere girmenizde her hangi bir sakınca yoktur.
Allah sizin açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir. " buyurur.
Bir de bir yere girmek için izin isteyene "içerden
kim o? denildiğinde, kapıyı çalanın veya zile basanın bilindiği veya tanındığı
isim ve şöhretiyle "Ben filanım" demesi sünnet, "Aç Aç"
veya "benim" gibi kelimelerde cevap vermesi ise mekruhtur.
Enes (r.anh.) den Resul-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz
"Cebrail beni birinci kat göğe çıkarıp oraya girmek için izin
istendiğinde, "Kim o?" denildi. "Cebrail" diye cevap verdi.
Yanında ki kim denildiğinde "Muhammed" cevabını verdi. İkinci,
üçüncü, dördüncü ve diğer gök katlarında da bu suretle muhabere geçti"
buyurdu. (Buhari 1037. R. Salihin. 878)
Cabir
(r.anh.) den: "Bir gün Efendimiz (s.a.v.)'e babamın bir borcu hususunda
görüşmek üzere peygamber (s.a.v.) efendimizin evine geldim kapısını çaldım.
Efendimiz (s.a.v.) "Kim o?" deyince: "Benim" dedim.
Peygamber efendimiz de "Benim, Benim" diyerek cevabımı beğenmediğini
ifade etti. " (R. Salihin. 881)
İÇİNDE KİMSENİN OLMADIĞI BOŞ BİR EVE GİRİNCE NASIL SELAM
VERİLMELİDİR?
Abdullah İbni Ömer
(r.anh.) şöyle dedi: Bir kimse meskün olmayan (şenliği bulunmayan, içi boş) bir
eve girdiği zaman: "Es-Selamü aleyna ve ala ibadillahi's-salihin"
yani selam bize ve Allah'ın salih kullarına olsun demelidir. Çünkü melekler selamına
karşılık verirler. ( Ruh. Bey. tef. Erkam yay. 4. 165. )
EVLERE
SELAMSIZ NE ZAMAN GİRİLİR?
Evine
girerken selam vermek sünnettir. Ancak; bir evde yangının olduğu veya hırsızın
geldiği ortaya çıkar veya haksız bir yere öldürme olayı olur, ya da kötülük
ortaya çıkarsa hemen giderilmesi gerekir. Bu durumda izin istemek ve selam
vermek vacip olmaz. Bütün bunlar delil ile istisna edilmiştir. O da fakihlerin
dediği "Zaruretler haramları mü- bah kılar" sözüdür. (R. Beyan 5.
505. )
SELAM GÖNDERMEK VE ULAŞTIRMAK
Hz. Aişe (r. anha) şöyle
demiştir: "Resulullah (s.a.v.) bana; Ey Aişe, işte Cebrail sana selam
söylüyor" dedi. Ben:
O'na da selam, Allah'ın
rahmeti ve bereketleri olsun! Ey Allah'ın Resülü, sen bizim görmediklerimizi
görüyorsun! dedim. " (Tac Tercemesi 5, 731. )
Diğer bir rivayette ;
Galip (r.anh.) şöyle dedi: "Hasan (r.anh.) kapısında oturmakta idik. Bir
adam çıka geldi ve dedi ki : Babam, dedemden naklen anlattı ve şöyle dedi: Babam,
beni Peygamber (s.a.v.)'e gönderdi ve: "Git, benden kendisine selam
söyle!" dedi. Gittim ve: "Babam, sana selam söyledi" dedim.
Peygamber (s.a.v.): "sana ve babana selam!" diye mukabele etti.
"(Taç. Tercemesi 5. 732. )
Bir kimseden selam getirip
tebliğ edene, yani filanın sana selamı var diyene "Ve aleyke ve aley-
hisselam" (Allah'ın rahmeti senin de onunda üzerine olsun) diye karşılık
verilir. ( Diy. İs. İlmİhali. 488. )
Bir mektupla yazılan
selama ya mektupla veya sözle karşılık verilir. Kim birisine : "Falancaya
benim selam'ımı söyle" dese, bunu tebliğ etmeyi kabul eden kişinin bu
görevi yerine getirmesi gerekir. Yani selamı yerine iletecek. Çünkü üzerine
aldığı bu görev bir emanettir.
SELAMIN
İNSANI CENNETE GÖTÜRECEĞİ
Abd
İbni Humeyd (r.anh.) rivayet ettiği bir hadisi şerifte: Resulullah (s.a.v.); "Ey
insanlar! Selam verin, yemek yedirin, akraba yoklayın ve gece herkes uykuda
iken namaz kılın. Cennete selamla girersiniz" buyurdu. ( Ra- muz. 495. 4.
) İbni Ömer (r.anh.) rivayet etmiş olduğu bir hadisi şerifte Resulullah
(s.a.v.):
"Bir
kimse bir günde müslümanlardan yirmi adama selam verir (toptan veya teker
teker) ve o gün ölürse, ona cennet vacip olur. Gecesinde ölürse de
böyledir" buyurdu. (Ramuz. 424. 7. ) İbni Ömer (r.anh.) rivayet ettiği
hadisi şerifte, Resululah (s.a.v.): "Cennette öyle köşkler vardır ki,
içindeki dışındakini, dışındaki içindekini görür.
Bunlar, sözü hoş,
selamı çok olana, yemeği çok yedirenlere, oruca devam edenlere ve gece namazı
kılanlara verilir. " (Ramuz. 125. 9. )
ALLAH (c.c.) VE MELEKLERDEN
CENNETTE MÜMİNLERE VERİLEN SELAM
Cennette
Yüce Allah (c.c.)'ın mü'minlere selamın nasıl ulaşacağını İbrahim suresinin
23. ayetinde bize şöyle açıklıyor: "İman edip iyi işler yapanlar,
Rablerinin izniyle içinde ebedi kalacakları ve zemininden ırmaklar akan
cennetlere konulacaklardır. Orada (birbirle- riyle) karşılaştıkça söyledikleri
"Selam" dır. " Yasin suresinin 57 ve 58 inci ayetlerinde;
"Orada onlar için her çeşit meyve vardır. Bütün arzuları yerine getirilir.
Onlara merhametli Rabb'in söylediği selam vardır. "
Yunus
suresinin 10. uncu ayetinde; Onların oradaki duası: "Allah'ım! seni noksan
sıfatlardan tenzih ederiz !" (sözleridir. ) Orada birbirleriyle
karşılaştıkça söyledikleri ise "Selam" dır. Onların dualarının sonu
da şudur. "Hamd, alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. "
Vakıa
suresinin 25'inci ayetinde; "Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf
işitmezler, 26 ıncı ayetinde ise söylenen yalnızca "Selam"dır. Zümer
suresinin 73 ayetinde ise; "Rablerine karşı gelmekten sakınanlar ise,
bölük bölük cennete sevk edilir. Oraya varıp da kapıları açıldığında
bekçileri onlara: Selam size! Tertemiz geldiniz. Artık ebedi kalmak üzere girin
buraya, derler. " Meryem suresi 62. ayetinde: " Orada boş söz değil,
hoş söz duyarlar. Yalnızca (Meleklerin) "Selam" (deyişini)
işitirler. Ve orada, sabah akşam kendilerine ait rızıkları vardır.
Furkan
75 de ise: İşte onlara, Sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamı
verilecek, orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır. Ora da yani cennette
mü'minlerin duaları "Sübhanekeallahümme" dir. Yani "Allah'ım
seni tesbih ve tenzih ederiz" derler ve orada kendi aralarındaki
konuşmaları da, sağlık temennileri de "Selam" sözüdür. Selam sözünü
bu dünyada çok söyleyenler Esmaül Hüsnası olan yüce Allah (c.c.)'nun
(Darüs-Selam) diye adlandırdığı cennetine gireceklerdir. Dualarının sonunda da
"El- hamdülillahi Rabbil alemin" söyleyeceklerdir.
Dünyada
günde beş vakit namazlarında kırk defa "Elhamdülillahi Rabbil Alemin. . .
" diyenler, Alemlerin Rabbine hamd olsun ki, bize vaat ettiğinin de
ötesinde azıcık ibadetimizin karşılığı olarak çok büyük nimetler vermiştir diye
Allah (c.c.)ya hamd ve senalar edeceklerdir. İnsanların gönüllerinde bulunan
sevgi, gözle görülmeyen bir şeydir, Gözle görülmeyen bu sevginin bir insandan
bir insana geçmesi de gözle görülmeyen bir şeyle olmaktadır ki, yani bir vasıta
ile olmalıdır ki bu da " Selam " sözüdür.
Haşr
suresinin son ayetinde bildirildiği gibi selam, Allah (c.c.)
Esmaül-Hüsna'sındandır. Mü'minleri islama sokan, onları dünyada selamette
kılan ve ahirette de onları Darü's-Selam'ına ulaştıran yüce Allah (c.c.)'ın
ismidir. Bir günde ne kadar selam verirseniz o kadar Allah'ı zikretmiş
olursunuz Günde bin kişiye selam verirseniz haliyle bin defa Allah'ı zikretmiş
olursunuz, birde ayrıca bin kişiye selametler dileyip dua etmiş olursunuz.
İnsanlar
arasındaki kini, nefreti yok edebilecek en iyi ilaç selam vermektir. En çok
kızmış, olduğunuz, küstüğünüz bir insana bir defa selam veriniz. belki sizin
selamınızı almayacaktır. Ama ikinci defa selam verdiğinizde bakın biraz gönlü
yumu- şayacaktır. Üçüncü selamınızda size karşı gönülsüz de olsa sizin
selamınızı alacaktır. Bundan kesinlikle emin olun ki dördüncü beşinci selamınızda
ise sizinle kucaklaşacak hale gelecekir. İşte Yüce Allah ( c.c.) Nisa suresinin
86 ıncı ayetinde " Bir selamla selamlandığınız zaman, sizde ondan daha
güzeli ile selamlayın ; yahut aynı ile karşılık verin" buyuruyor.
Bakın
burada dikkatinizi çekmek istiyorum şöyle ki; Selam da bir kelimedir, sözdür,
kelimeler toprağa düşen bir tohum gibidirler, ama tohum gibi çürümezler. Bazen
anında çıkarlar, bazen de uzun süre gönülde durur sonra meyve verirler.
Selam
insanların gönlünü hoş eden çok güzel bir ilaçtır. Çünkü gönlü hoş olmayan her
tarafı ağrıyan, sızlayan, sıkıntı içinde olan bir insanı siz dünyanın en
konforlu bir vasıtasına bindirseniz dahi yinede ağrısını dindiremezsiniz. Artı
içi kinle, nefretle düşmanlıkla dolu olan bir insanı dünyanın en lüks oteline,
köşküne götürüp yaşatsanız bile rahat edemez. Çünkü önce onun gönlü tedavi
edilmelidir. Selam olan yüce Allah (c.c.)ya iman onun gönlüne girmeli ki ve o
zaman selamla o insan tedavi edilmelidir. Netice itibariyle selamımızdan daha
güzel bir elçimiz yoktur.