Veda Hutbesi

Her kim kendine fayda veren sadece iki hadis öğrenir, onları başkasına da öğretir ve onlardan faydalanırsa, bu amel kendisi için altmış senelik (nafile) ibadetten hayırlı olur. (Kaynak: Râmûzü'l-Ehâdîs, 413/4)

Musafaha


Musafaha : El sıkışmak, tokalaşmak demektir. Terim olarak musafaha, iki müslüman karşılaş­tıklarında, selam verdikten sonra, erkek erkekle, kadın kadınla, birbirlerine güler yüzle ve sevgiyle tokalaşmaları; el sıkışmalarıdır. Tabii bu arada Efendimiz (s.a.v.) salevatı şerife getirmeyi unut­mamalı Musafaha, iki kişinin, sağ elin avuç içlerini birbirine yapıştırıp, iki baş parmağın yanlarını birbirlerine değdirmesidir.

Ebu Umame (r.anh.) Rivayet ettiği bir Hadisi şerifte; Resulullah (s.a.v.): "Tam bir selamlama, el tutup, musafaha etmekle olur. (Dört el ile )" buyu­rur. (Ramuz 257. 3. )

Musafaha yapmak sünnettir ve Resulullah (s.a.v.) tarafından önem verilen iyi bir davranış örneğidir.

Sevgi, barış ve dostluk belirtisi olduğu için teşvik ve tavsiye edilmiştir. Musafahada öpüşme yoktur. Musafahada sarılmak, kucaklaşmak da yok.

Enes (r.anh.) rivayet ettiği bir hadisi şerifte: Re- sullullah (s.a.v.): "El sıkışma müslümanın din kar­deşini öpmesi yerine geçer" buyurur. (C. Sağır. 3. 2911. )

Enes (r. anh. ), Resül-i Ekrem'e : "Ya Resulallah ! Selam verdiğimiz zaman eğile­lim mi ? diye sordu. 

Resül-i Ekrem : Hayır, buyurdu. 

Enes : Öpüşelim mi ? dedi. 

Resül-i Ekrem : Hayır, öpüşmeyin, buyurdu. 

Enes : Musafaha edelim mi ? dedi. 

Resül-i Ekrem: Evet musafaha edin, " buyurdu. (İhya. 2. 511. C. Fevaid. 7. 7704. Tac 5. 765. )

Resulullah (s.a.v.) El sıkışma müslümanın din kardeşini öpmesi yerine geçer buyuruyor. Biz ise çoğumuz genellikle iki arkadaş, iki dost, iki müs­lüman karşılaşınca selam verip hemen birbirimize sarılıyoruz ama bu arada ne yaptığımızı inanın samimiyetle söylüyorum kendimizde bilmiyoruz. Bir bakmışsın ki, kafaları tokuşturuyoruz, bir bak­mışsın öpüşürüz, bir de bakmışsın ki birbirimize sarılıyoruz. Yani netice olarak sünnete uygun olmayan işler yapıyoruz ki buna hepimiz de şahi- dizdir.

İki müslümanın karşılaştığı zaman yapması ge­reken musafaha ise ; Önce güleryüzle kardeşine selam verecek, pe­şinden sağ elini uzatıp karşıdaki kardeşi de sağ elini uzutıp eller tutulunca, her ikisi de sol elleri ile beraber dört elle sarılınıp o arada Efendimiz (s.a.v.)'e salatı selam getirilecek.

Ata b. Ebi Müslim (Abdullah) el-Horasani, Ra- sulullah (s.a.v.)'den şu sözünü bildiriyor. "Musafaha yapınız ki içinizdeki kin yok olsun! Hediyeleşin ki aranızdaki sevgi artsın ve birbirini­ze olan düşmanlığınız kalksın!" ( Cem'ul- Fevaid 7. 7721)

Cundup der ki : "Hz. Peygamber (s.a.v.) asha­bıyla karşılaştığı zaman onlara selam vermeden musafaha yapmazdı. " (Cem'ul- Fevaid. 7. 7722. )

Katade (r.anh.) dedi ki : "Resulullah (s.a.v.)'in ashabı zamanında musa­faha var mıydı ? diye Enes'e sordum. Evet vardı, diye cevap verdi. " (Taç. 5. 761. Ter- gib ve Terhib. . 5. 306. )

Bera (r.anh.) : peygamber (s.a.v.) şöyle buyur­du:"İki müslüman karşılaştığı vakit, musafaha edip Allah'a hamd eder ve Allah'a istiğfar ederler­se, Allah her ikisinin günahlarını affeder. " (Taç. 763. R. Salihin 891. )

Yine Enes (r.anh.) den : "Peygamber (s.a.v.) bir adamla karşılaştığı va­kit, musafaha eder ; adam elini çekmeden önce, elini çekmezdi;adam önce yüzünü çevirmeden de yüzünü çevirmezdi. Yanında oturan bir adamın huzurunda dizlerini kaldırmış olarak oturduğu da hiç görülmemiştir. "(Taç. 766. )

AÇIKTAN GÜNAH İŞLEYENLERE SELAM VERİLMEZ


Abdullah . Amr (r.anh.) Den : 

Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu : "Şarap içenlere selam vermeyin, Hasta olduk­ları vakit ziyaretlerine gitmeyin. Öldükleri vakit de, namazlarını kılmayın. (Taç. 745. )


Ebu Hureyre (r. anh ) rivayet ettiği bir hadisi şerifte Resulullah (s.a.v.) : Kumar, satranç tavla ve benzerleri gibi şu bir takım oyunları oynayan kimselere rastladığınızda, onlara selam vermeyin. Şayet onlar selam vermiş­lerse selamlarını almayın. (64. 11. Ramuz. )


MUANAKA (KUCAKLAŞMAK)


Temim Eddari (r.anh.) rivayet ettiği bir hadisi şerifte, Resullullah (s.a.v.); "Muanaka geçmiş ümmetlerin selamlaşması ve halis dostluk alameti idi. İlk muanaka ( kucak­laşma) yapan da İbrahim (a. s. )dır" buyuruyor. (Ramuz. 338. . 8. )


Hz. Aişe (r. anha. ) demiştir ki : "Zeyd b. Harise (r.anh.) Medine'ye geldi. Resu- lullah (s.a.v.)benim evimde idi. O'nu görmeye geldi. Kapıyı vurdu. Peygamber (s.a.v.) giyinme­den, elbisesini sürükleyerek kendisini karşılamaya kalktı. Vallahi, ne önce, ne de sonra kendisini böyle giyinmemiş görmemiştim. Karşılaşınca, hemen Zeyd'i kucakladı ve öptü. " (Tac. 769. )


Enes (r.anh.) anlattı: "Resulullah (s.a.v.)'ın ashabı (arkadaşları) karşı­laştıklarında musafaha yaparlar, yolculuktan dön­düklerinde de kucaklaşırlardı. "(Tergib ve Terhib. 295-300)


Şu halde kucaklaşmada biz de güzide ashab-ı kiram'ı takip etmeliyiz. Şöyleki; uzun süren bir yolculuktan döndüğümüzde veya uzun zamandır görüşmediğimiz bir kardeşimizle karşılaştığımız­da kucaklaşalım inşallah.


İNSANIN ALNINI ÖPMEK


Şa'bi (r.anh.) demiştir ki : "Peygamber (s.a.v.) Ca'fer b. Ebu Talib'i karşıla­dı ve kucaklayıp iki gözü arasından öptü. " (Taç. 773. )


SELAMDAN SONRA MERHABA DEMEK


Aişe (r.anh.) şöyle dedi : "Peygamber (s.a.v.) Fatıma (r. anha)ya: " Mer­haba, kızım ! " dedi. "(Tac. 774. ) Ümm-ü Hani (r. anha)'dan rivayete göre şöyle demiştir: "Mekke Fethi yılında Peygamber (s.a.v.)'in ya­nına geldim, yıkanır durumda buldum. Fatıma bir örtü ile onu örtmekte idi. Ümmü Hani dedi ki: Selam verdim, Rasulullah (s.a.v.) : " Kimdir o " buyurdu. Ben de: " Ümmü Hani" dedim. Bunun üzerine : " Merhaba Ümmü Hani " buyurdular. " (Tirmizi. 2734. Tac. 5. 775. )


SELAMLA İLGİLİ HADİSİ ŞERİFLER


1-Hz. Ali (r.anh.) rivayet etmiş olduğu bir hadi­si şerifte, Resulullah (s.a.v.) : "Selam vermek sün­net, almak ise farzdır" buyurur. (C. Sağir. 2. 2431)

2-Ebu Umame (r.anh.) Peygamber(s.a.v.)" İn­sanların Allah nezdinde en makbul olanı önce selam verenleridir" buyurdu. (R. Salihin. 859)

3-Enes (r.anh.) Rivayet ettiği hadisi şerifte, Re- sululllah (s.a.v.): "İnsanların hasisi, (cimrisi ) selamı esirgeyendir. " (Ramuz. 243. 14. C. sagır. 2. 1698. )

4-Zeyd İbni Erkam (r.anh.) rivayet ettiği bir hadisi şerifte, Resulullah (s.a.v.) Efendimiz : "Sizden biriniz sefere çıkmak murat ettiğinde, kardeşleri­ne (veda edip) selam versin. Zira Allah onların duaları sebebiyle o kimsenin hayrını arttırır. " (Ramuz. 28. 14. C. Sagır. 1.241).

5-İbni Mes'ud (r.anh.) rivayet ettiği hadiste, Resulullah (s.a.v.): "Kişinin camiye girip de iki rekat namaz kılmaması, tanıdığı kimselerden başkasına selam vermemesi ve küçüklerin yaşlılara iş bu­yurması kıyametin alametlerindendir. " (C. Sagir. 3. 3493. )

6-   Enes (r.anh.) ın rivayet etmiş olduğu bir ha­disi şerifte, Resulullah (s.a.v.): "Şerri dokunabilecek kötü adamlara rastladığınızda selam veriniz ki, size karşı olan kötü düşünce ve düşmanlıkları dinsin. " (C. Sagır. 1.481. )

7-Hasan-ı Basri' den rivayetle: Resulullah (s.a.v.) "Güleryüzle insanlara selam vermen sada­kadır buyuruyor. " (C. Sağır. 3. 3490, )

8-Bir adam Resulullah (s.a.v.) den, " İslamın hangi ameli hayırlıdır " diye sordu. Resul-i Ekrem (s.a.v.) efendimiz: "Yemek yedirmekliğin, tanıdığın ve tanımadı­ğın kimselere selam vermekliğindir" buyurdu. (R. Sal. 848)

9- Ebud Derda (r. anh ) rivayet ettiği bir hadisi şerifte, Resulullah (s.a.v.): "Selamı yayınız ki, düş­manlarınıza üstün gelesiniz. " (C. Sagır. 1.712)

10-Ebu Hureyre (r.anh.) rivayet etmiş olduğu bir hadisi şerifte ; Resulullah (s.a.v.) "Sözü hoş söyle, selamı aşıkare et, akrabanı yokla ve gece herkes uyurken namaz kıl, o zaman selamla da cennete gir" buyurdu. (Ramuz. 72. 14. )

11-Ebu Hureyre (r.anh.) den: Resulullah (s.a.v.) : "Sizden biriniz din kardeşine rastlarsa ona selam versin. Eğer aralarına taş, duvar veya ağaç gibi bir engel girip tekrar karşılaşırsa yine selam versin " buyurmuştur. (Ramuz. 62. 6. R. sal. 86)

12-Enes (r, anh, . ) Resul-i Ekrem (s.a.v.)bana :" Oğlum, ailenin yanına girdiğinde selam ver ki, sana ve ev halkına bereket olsun " buyurdu. (R. Sal. 865. )

13-         Hz. Ömer (r.anh.) rivayet etmiş olduğu ha­disi şerifte; Resulullah (s.a.v.): "İki müslüman bulu­şup da onlardan biri arkadaşına selam verdiğinde, bu ikisinden Allah'a daha çok sevgili olanı, arka­daşına karşı güler yüzlülükte daha önde olanıdır. Musafaha ettiklerinde ise Allah onların üzerine yüz rahmet indirir. İlk başlayana doksan, diğerine ise on rahmet verilir" buyurur. (Ramuz. 35. 11. )

14-         İbni Ömer (r. anh ) rivayet ettiği hadisi şe­rifte, Resululah (s.a.v.): "Cennette öyle köşkler vardır ki, içindeki dışındakini, dışındaki içindekini görür. Bunlar, sözü hoş, selamı çok olana, yemeği çok yedirenlere, oruca devam edenlere ve gece namazı kılanlara verilir. " (Ramuz. 125. 9)

15-         Cabir (r.anh.) rivayet ettiği hadisi şerifte, Resulullah (s.a.v.) "Gelip de selam vermeyeni içeri almayabilirsiniz" buyuruyor. (465. 2. Ramuz. )

16-          İbni Ömer (r.anh.) dan Resulullah (s.a.v.)

Efendimiz: "Selam'dan evvel söze başlamayın. Kim selamdan önce söze başlarsa ona cevap ver­meyin buyuruyor. " (Ramuz. 466. 6. )

17-         Resulullah (s.a.v.) Efendimiz: "Bir selamla da olsa akrabalık bağlarını canlı tutun" buyurur. (M. Şihap. 307. )

18-         Cabir (r.anh.) dan Resulullah (s.a.v.): "Yahu- dilerin selam verdiği gibi selam vermeyin. Zira onlar elle, başla, işaretle selam verirler. " (Ramuz. 474. 1)

19-         Cabir (r.anh.) den, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Selam vermediği müddetçe, kimseyi yemeğe buyur etmeyin. " (Tac. Ter. 5. 725. )

20-         Cabir (r.anh.) dan rivayetle Resululah (s.a.v.): "Küçük büyüğe, bir ikiye, az çoğa, binitli yayaya, geçen oturana, ayakta olan oturana selam verir" buyurur. (Ramuz. 510. 10. )

21-         Enes (r.anh.) den: Kendisi çocuklara rastla­dığında onlara selam verir ve "Resulullah (s.a.v.) böyle yapardı" derdi. (R. Sal. 866).

22-         Enes (r.anh.) den: Resul-i Ekrem (s, a. v. ) " Ehl-i kitab size selam verdiğinde: "Ve Aleyküm, deyin " buyurmuştur. " (R. Salihin. 871. )

23-   İbni Mes'ud (r.anh.) rivayet ettiği bir hadisi şerifte; Resulullah (s.a.v.) Efendimiz: "Selamı önce veren kibirden beridir" buyurmuştur. (Ramuz. 194. 2. )

24-         Ebu Hureyre (r.anh.) rivayetle Resulullah (s.a.v.): "Kumar, satranç, tavla ve benzerleri gibi şu bir takım oyunları oynayan kimselere rastladığı- nızrda onlara selam vermeyin. Şayet onlar selam vermişlerse selamlarını da almayın" buyurdu. (64. 11. Ramuz. )

25-         Enes (r.anh.) Rivayet ettiği bir hadiste: Re­sulullah (s.a.v.): Aleykesselam, ölülerin selamıdır. Sizlerden biri din kardeşine rastlayınca "Essela- mü aleyküm verahmetullahi ve berekatühü " desin" buyurdu. (Ramuz. 124. 3. )

26-         Abdullah . Amr (r.anh.) den : Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Şarap içenlere selam vermeyin, Hasta olduk­ları vakit ziyaretlerine gitmeyin. Öldükleri vakit de, namazlarını kılmayın" Said b. Mansur (Taç. 745. )

27-         İbni Ömer (r.anh.) rivayet etmiş olduğu bir hadisi şerifte Resulullah (s.a.v.):

"Bir kimse bir günde müslümanlardan yirmi adama selam verir ( toptan veya teker teker) ve o gün ölürse, ona cennet vacip olur. Gecesinde ölürse de böyledir" buyurdu. (Ramuz. 424. 7)

28-         Bera b. Azip (r.anh.) den: Peygamber (s.a.v.): "Selamı yayınız ki, selamette kalasınız. " (C. sagır, 1.709)

29-         Ebu Hureyre (r.anh.) rivayet ettiği bir hadisi serifte, Resululllah (s.a.v.): "Müslümana ölüm gel­diğinde azaları birbirini selamlar. Ve şöyle derler : " Selam sana sen benden, bende senden kıyame­te kadar ayrılıyoruz "" (Ramuz. 235. 11)

30-         Ebu Umame (r.anh.) rivayetle: Resulullah (s.a.v.); "Evine girerken selam veren kişi Allah'ın himayesi ve garantisi altındadır. " (C. Sagir. 2. 1882)

31-          İbni Ömer (r.anh.) Şöyle demiştir:

"Peygamber (s.a.v.)küçük abdestini bozarken,

bir adam kendisine selam verdi: Peygamber (s.a.v.) selamını almadı. " (Tac. 5. 734. )

32-         Ammar B. Yasir (r.anh.) şöyle dedi: Aileme geldim. İki elim yaralanmıştı. Za'feran ile yağladı­lar. Ertesi gün Peygamber (s.a.v.) gidince, Selam verdim, selamımı almadı ve : Git, şu za'ferandan temizlen ! dedi. " (Tac. 5. 746)

33-   Cabir (r. anh. )ın rivayetle; Resulullah (s.a.v.) "Haccı mebrurun cennet başka mükafatı yoktur. " Haccı mebrur nedir?" diye soruldu. Buyuruldu ki, etrafına selam vermek ve yemek yedirmektir. " (Ramuz. 201.8. )

34. Enes (r. anh. )den , Resulullah (s.a.v.) "Selam Allah'ın isimlerinden bir isimdir. Ağza konulmuş­tur. Aranızda selamı ifşa ediniz (yayınız )" (Ramuz. 100. 8 R. Salihin 852)

35-         Ebu Umame (r.anh.) rivayetle; "Tam bir se­lamlama, el tutup musafaha etmekle olur ( dört elle )" (Ramuz. 2573. Tirmizi. 2730)

36-         Rıb'iyy b Hiraş (r.anh.) den. : "Beni Amir ka­bilesinden bir adam Peygamber (s.a.v.) Efendimiz evde iken, kendilerinden,

"Gireyim mi ? diye sordu. Efendimiz de hiz­metçisine : Çık şu adama izin istemeyi öğret. Evvela : Es-Selamü aleyküm, sonra da gireyim mi ? desin" buyurdular. Bu konuşmayı işiten adam: "Esselamü Aleyküm" dedikten sonra " gireyim mi?" deyince efendimiz girmesine müsaade buyurdu­lar; o da girdi. "(R. Salihin. 876)

37-         İbni Ömer (r.anh.) rivayetle , Rasulullah (s.a.v.): "Selamı yayınız. Çünkü o, Allah'ı razı eden bir ameldir. " (C. Sagir. 711)

38-         Ammar (r.anh.) rivayet ettiği hadisi şerifte, Resulullah (s.a.v.): "Şu üç şey imandandır: Darlıkta infak etmek, rast geldiği müslümana selam ver­mek, kendi aleyhinde de olsa adaleti gütmek. " ( Ramuz. 262. 1)

39-         İbni Abbas (r. anh. )'ın rivayet ettiği bir ha­disi şerifte, Resulullah (s.a.v.) :

"İki müslamanın birbirini üç günden fazla terk etmesi olmaz. İkisi rast gelir de biri selam verir diğeri de alırsa sevapta müşterek olurlar. Eğer selamı almazsa veren günahtan beridir. Diğeri günahı yüklenir. Eğer birbirini terk etmiş vaziyet­te ölürlerse cennette bir araya gelemezler. " (Ra­muz. 469. 8)

40-         Ebu Hureyre (r.anh.) rivayet ettiği bir hadi­si şerifte, Resulullah (s.a.v.): "Bir adam akrabasının, yakınının kabrine gider, selam verir ve onun ya­nında oturursa, selamını alır ve onunla yanından kalkıncaya kadar ünsiyet eder" buyurur. (Ramuz. 382. 5. )