Veda Hutbesi

Her kim kendine fayda veren sadece iki hadis öğrenir, onları başkasına da öğretir ve onlardan faydalanırsa, bu amel kendisi için altmış senelik (nafile) ibadetten hayırlı olur. (Kaynak: Râmûzü'l-Ehâdîs, 413/4)

Peygemberimizin 103 Sünneti » 1.Bölüm



1 - Her işe besmele ile başlardı. 

Ebu Hureyre’nin (r.a) rivayetinde;  Ra-sulullah (sav):Bismillahirrahmanirrahîm ile başlanmayan önemli hiçbir iş, hayırlı so-nuç vermez. (cs.3.3003)
 
2-Dualarında zarar ve kötülüklerden Allah’a sığınırdı, İstiaze ederdi. 

İbni Abbas (r.a.);  Resulullah (s.a.v.): Ashabına Kur’an’dan bir sure öğrettiği gibi şu duayı öğretirdi: Allah’ım Cehennem azabından, kabir azabından, Mesih dec-cal’ın fitnesinden, hayatın ve ölümün fit-nesinden sana sığınırım (ns. 2201-2198-r. 255. )

3- İki seçenekten kolay olanı tercih ederdi

Âişe (r.a) şöyle dedi: Rasulullah (sav) iki şeyden birini yapma konusunda serbest bırakıldığı zaman, günah olmadığı takdirde mutlaka onların en kolayını seçerdi. Yapı-lacak şey günah ise ondan en uzak duran kendisi olurdu. Rasulullah, Allah’ın yasak-larını çiğnemediği sürece şahsı adına hiç-bir şeyden dolayı intikam almamış;  Al-lah’ın yasağı çiğnenmişse, onun cezasını mutlaka vermiştir. (rs.642) Enes (r.a.) rivayet ediyor Resulullah (s.a.v.) buyurur: “ Kolaylaştırın, zorlaştırmayın teskin edin nefret ettirmeyin. “ (r.510.7) 

4-Soyut kavramları ve konuları daha çok misal, teşbih ve mecazlarla anlatır, muhatabın anlayacağı örnekler verirdi

Rasulullah (sav): Ben az - öz söz söy-leme (cevami’l-kelim) özelliği ile donatılmış olarak gönderildim. (b.8.351)  Hz. Aişe’nin (r.a)’dan Rasulullah (sav) sözü, sizin gibi birbirine zincirlediğiniz gi-bi, oyalayarak irat etmek itiyadında değildi. O (sav), sözü ayıra ayıra söylerdi, dinle-yenlerin gönüllerine sinerdi dediği rivayet olunmuştur. (b.9.278-ş. ş.112) Enes bin Malik (r.a) anlatıyor: Peygam-ber (sav) Efendimiz konuşurken, dinleyen-lerin iyice anlayıp kavramalarını sağlamak için, çok lüzumlu olan kelimeyi, (cümleleri) ezberlenmesi için üç defa tekrar ederdi. (b.9.277- ş.ş113)
 
5- Vitir namazını teheccüd namazının ardından kılardı

Cabir’in (r.a) rivayetinde, Rasulullah (sav): Gecenin sonunda kalkamayacağın-dan korkan, vitri evvelinde kılsın. Kim de gecenin sonunda kılmak istiyorsa gecenin sonunda kılsın zira bu daha iyidir. Çünkü gece sonunda kılınan namazda melekler hazır bulunur. (cf.2185-rs.1140)

6-Pazartesi-Perşembe nafile oruç tutardı ve kameri ayların 13, 14 ve 15 inde ol-mak üzere her aydan üç gün oruç tutardı. 

Aişe (r.a) Rasulullah (sav) Pazartesi ve Perşembe oruçlarını takip ederlerdi. (r. 550. 11) Ebu Zer’in (r.a) rivayetinde, Rasulullah (sav): Eğer nafile oruç tutacaksan ayın 13-14 ve 15’in de tutmaya bak. (Kameri ayın) (c. s. 1466) 

7- Oruç için sahur yemeği yer, orucunu tatlı bir yiyecek (Hurma) veya suyla açardı iftarı geciktirmezdi

Ebu Said el-Hudri (r.a) rivayetinde;  Ra-sulullah (sav): Sahur berekettir. Öyle ise bir yudum su ile de olsa onu bırakmayın. Zira Allah ve Melekleri sahur yiyene salât ederler. (rs.1232-r. 213.11) Selman (r.a) rivayetinde, Rasulullah (sav): Sizden biri iftar edeceği zaman hurma ile iftar etsin zira o berekettir. Şayet hurma bulamazsa su ile iftar etsin çünkü o tertemizdir. (rs.334-r. 33.2) 

8- Dost akraba ve çocuklarını ziyaret ederdi. 

Enes’in (r.a) rivayetinde, Rasulullah (sav): iki kişi vardır ki;  kıyamet günü Allah onlara rahmet nazarı ile bakmaz;  Akrabay-la ilgisini kesen ve kötü komşu. (cs.1.941) 

9- Sünnet ve nafile namazları evinde kılardı. 

Zeyd b. Sabit (r.a)’ın rivayetinde, Rasu-lullah (sav): Ey insanlar! Farzlardan başka nafile ve sünnetleri evlerinizde kılınız, zira kişinin farzların dışında en faziletli namazı evinde kıldığı namazdır. (Tergib Ter-hib.1.418) 

10- Kişinin hatasını yüzüne vurmaz ve onu toplum içerisinde rencide etmezdi. 

İbni Mes’ud (r.a) dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: Mü’min;  insanları kötüleyen, lânetleyen, kötü söz ve çirkin davranış sergileyen kim-se değildir. (rs.1738) İnsanları kötülemek kâmil mü’min olmaya manidir. Başkalarının ayıplarını araş-tıran, bir takım kusurlarını ifşa eden, soyuna sopuna dil uzatan bir insan kâmil bir mü’min olamaz. Lânetçi bir kimse olmak da kâmil mü’min sayılmanın önündeki engellerden biridir. Lânet, Allah’ın rahmetinden kovulmak demektir. Bundan dolayı şeytana mel’ûn yani Allah’ın rahmetinden kovulmuş denir. Enes (r.a)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: Bir işte çirkinlik bulunması onu lekeler, itibarını giderir;  bir işte hayâ duygusunun bulun-ması ise onu süsler, ona şeref kazandırır. (rs. 1739)